BÖBREK TAŞLARI

Böbrek taşları olağan koşullarda idrarda çözünmüş
maddelerin çökelerek sert birikinti parçacıkları
oluşturmasıyla ortaya çıkar. Böbrek taşı oluşumuna yol
açan bu maddelerin başlıcaları ürat, oksalat ve kalsiyum
fosfat gibi bileşiklerdir. Taşın oluşum yerine göre
değişen hastalık belirtileri ortaya çıkabilir. Taşlar
böbrek çanaklarına (kaliks) ya da havuzuna (pelvis)
yerleşebilir. Ayrıca siyek (üretra), idrar kesesi ve idrar
borularında da (üreter) bulunabilirler. Böbrek taşları
sayılarına, bulundukları yerlere ve kimyasal yapılarına
göre sınıflandırılmaktadır. Az sayıda ve küçükseler
yuvarlak,
idrar kesesi taşlarında olduğu gibi çok sayıda ve
birbirlerine sürtünüyorlarsa köşelidirler, îri olmaları
böbrek çanağı ve havuzu gibi boşluklarda oluştuklarım
gösterir. Boyudan ise çok küçük olanlardan bütün böbrek
boşluğunu dolduracak iriliğe ulaşanlara kadar değişir.
HASTALIĞIN NEDENLERİ
Böbrek taşları bazen bir metabolizma bozukluğuna bağlı
olarak gelişir, bazen de kalıtsal yolla ortaya çıkar. Taşın
oluşma nedeni idrar yoğunluğunun artması ya da çözünmüş
maddelerin idrarda aşın miktarda bulunmasıdır.
Taş oluşumuna yol açan metabolizma hastalıktan için böbrek
kaynaklı asidoz (asitlik düzey inin yükselmesi), kalıtsal
hastalıklar için ise sistinüri (şistin gibi gibi amino
asitlerin idrarda aşın artması) örnek olarak verilebilir. Ama
böbrek taşı olgulannın yüzde 70-80'e varan bölümünde
kesin bir neden gösterilemez. Taş oluşumu genellikle kalıtsal
ve başka bazı belirleyici etkenlere bağlanır. Bunlar
arasında idrarda kristalleşme eğilimi olan maddelerin
bulunması;
idrar akışımn bir engel yüzünden durması; idrarın asillik
(pH) derecesinin değişmesi, idrar yollannın iltihaplanma-sı
gibi çökelti oluşturacak maddelere uygun fiziksel ve kimyasal
ortamın hazırlanması; çevrelerinde çökelmeyi
kolaylaştıracak bir öz oluşturan bakteri, hücre artıkları
gibi maddelerin varlığı sayılabilir.
Kendi basma taş oluşumuna neden olan tek hastalık birincil
hiperparatiroidizmdir. (paratiroit bezinin aşırı
çalış-ması). Kanda ve idrarda kalsiyum düze-yinin artması
kalsiyum fosfat taşlannın oluşmasına uygun ortamı hazırlar.
Kalsiyum taşları ise bütün böbrek taşlannın yüzde
50-80'ini oluşturur.
En sık görülen böbrek taşlan grimsi kırmızı renkli
kalsiyum oksalattan oluşur. Bunu beyaz renkli kalsiyum fosfat ve
sanmsı kahverengi kalsiyum ürat taşlan izler. Gut (damla)
hastaları gibi idrarlannın asit derecesi yüksek olanlarda
kahverengi ürik asit taşlarına oldukça sık (bölgelere göre
yüzde 5-33)rastlanır. Ender görülenlerler arasında ise
yeşilimsi şistin ve sarımsı kahverengi ksantin taşlan
sayılabilir.
Böbrek havuzunda oluşan taş, çok büyük değilse, idrar
borusu yoluyla idrar kesesine iner. Burada prostat büyümesi
gibi idrar çıkarmayı güçleştiren koşullar oluşmuşsa,
daha da irileşebilir ya da idrarla birlikte keseden atılır.
Öte yandan böbrek taşlan idrar kesesine inmeden böbrek havuzu
ağzında ya da idrar borusunda takılıp kalabilir. Bu durumda
bazen böbrek tıkanıklığı ortaya çıkabilir.
HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
Böbrek taşı uzun süre belirti vermeyebilir ya da son derece
önemsiz yakınmalara yol açar. Değişik şiddette ağn ile
idrann kumlu çıkmaya başlaması böbrek taşım
düşündürür. Hastalığın temel belirtisi "böbrek
koliği" denen tipik sancıdır. Bu birden başlayan
şiddetli ağn nöbetlerine, içinde taş bulunan idrar borusu
duvannın spazm biçiminde kasılma-lan ya da taşla tıkanmış
böbrek havuzunun gerilmesi aniden başlayan şiddetli ağrı
nöbetlerine yol açar. Önceleri aralıklı gelen, daha sonra
süreklilik kazanan sancılar genellikle ilk olarak bel
bölgesinde duyumsamr. Buradan idrar yolları boyunca yayılan
ağrı makat çevresinde, erkekte erbezleri ve kamış basında,
kadınlarda büyük dudaklarda, ayrıca kasık, uyluk içi ve
bazen göğüs altı ve kürek kemiklerinde görülür. Ağnnm en
şiddetli olduğu dönemde huzursuzluk, bunaltı, soğuk ter, bel
kaslannda kasılma, bulantı ve kusma görülür. Hasta taş
düşürüyorsa, taşın dar siyek (üretra) kanalından
geçerken yarattığı ağn son derece şiddetlidir. Taş
düşürüldükten hemen sonra hasta rahatlar ve ortaya
çıkmış olan bütün belirtiler kaybolur. Ağrı sırasında
çıkanlan idrar miktan az ve belirgin biçimde kanlıdır. Taşm
böbrek havuzuna dönmesi ya da idrar kesesine inmesiyle
belirtiler hafifler.
Belde hafif bir dolgunluk duygusun-dan başka yakınmaya yol
açmayan iri böbrek taşlan da olabilir. Bu çelişkili durumun
nedeni büyük taşlann böbreğin bir bölgesinde hareket
edemeyecek biçimde sıkışmış olmasıdır. Bu olgularda kesin
tanı koymak her zaman kolay olmaz.
HASTALIĞIN TEDAVİSİ
Böbrek taşının tedavisi üç aşamada yapılır: Ağn
tedavisi; taş oluşumuna zemin hazırlayan ya da yol açan genel
koşulların tedavisi; böbrek işlevlerim bozan ve/ya da
sürekli ağn yapan taşların cerrahi tedavisi. Sancı
biçiminde başlayan şiddetli ağn sıcak uygulamasıyla ya da
spazm çözücü, iltihap ve ağn giderici ilaçlarla
dindirilmeye çalışılır.
HASTALIKTAN KORUNMA
Bütün taş türlerinin zamanla yeniden oluşması sık
görülen bir durumdur. Kalsiyum taşı olgularının yüzde
20-30'unda bir yıl içinde yinelenme görülmektedir. Bu nedenle
bütün böbrek taşı hastalannda ayrıntılı incelemelerin
yapılması zorunludur. Böylece birincil hiperpara-tiroidizm,
böbrek kaynaklı asidoz, sistinüri ve enfeksiyon gibi belirli
bir hastalığa bağlı olarak gelişen böbrek taşı olguları
saptanmalı tıbbi ve cerrahi tedavi buna göre
yürütülmelidir.
Böbrek taşı tanısında ultrasonografi gibi hastaya zarar
vermeyen tanı yöntemleri başka amaçlar için de
kullanılabilir. Bazı durumlarda böbrek taşları, yoğun
tedavi gerektiren ağır bir genel hastalığın ilk belirtisi
olabilir.
Böbrek taşı bir yandan iş saati kaybı, doktor ve ilaç
masrafları, ultrasonografi ve cerrahi tedavi harcamaları gibi
hastaya ekonomik ve sosyal yük getirirken, bir yandan da
dayanılmaz sancılar ve enfeksiyonlarla zor bir dönem
yaşatır.
Ultrasonla taş kırma ile tedavinin birkaç kez uygulanması
sonucu böbrek işlevlerinin uzun dönemde nasıl etkileneceği
iyi bilinmemektedir. Ama yapılan araştırmalarda böbrek taşı
hastalanrın yüzde 70'i aşan bölümünde özel bir işlev
bozukluğuna rastlanmamıştır. Kalsiyum ve ürik asit
atdımında artış, idrar asitliğinin yükselmesi gibi idrar
bozuklukları laboratuvar incelemeleriyle ortaya
çıkartabilmektedir.
Laboratuvar incelemelerinde elde edilen bilgilerin İşığında
metabolizma bozukluklanna yönelik tedaviler uygulanabilir. Ama
bu tedavilerin böbrek taşı oluşumunu önleyici etki
yaptığı henüz kesin olarak kanıtlanamamıştır.
Unutulmaması gereken iki önemli nokta vardır: l) Olguların
yüzde 60'ını aşan bölümünde hastaların bol sıvı
almasıyla böbrek taşı oluşumu önlenebilir: 24 saatte 1,5-2
it idrar çıkarmak için en az 3-4 it sıvı alınması böbrek
taşlan
nın önlenmesinde çok yararlıdır. Doğal olarak, sıvı
alımınm kısıtlandığı kalp yetmezliği, yüksek tansiyon
gibi durumlarda bu yöntem uygulanamaz. Ayrıca kalsiyum, oksalat
ve pürince zengin besinlerden kaçınmak gerekir. 2) Böbrek
taşı yavaş gelişmesinin doğal sonucu olarak kronik bir
hastalıktır. Hastanın sürekli olarak doktor denetiminde
kalması yararlıdır. Nedeni bilinmeyen böbrek taşı
olgulannda idrarda ortaya çıkan yüksek kalsiyum düzeyi idrar
söktürücü (diüretik) ilaçlar yardımıyla denetlenebilir.
Bu uygulamayla birlikte tuz alımı azaltılarak sodyumun
tedaviyi engelleyici etkisi giderilir, idrarında ürik asit ve
oksalat düzeyi yükselmiş hastalarda 24 saatte 300 mg
allopurinol verilmesi oldukça yararlıdır.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.