Ölümüne Kadar Sevmek / Ayşe Tekin

Son zamanlarda bir şarkı var,
yari çıplak plajda söylenen bir klibi var. Şarkıyı
söyleyenler den biri çapkın ama evli bir erkek şarkıcı,
diğeri kilo sorunları yaşayan 30'unu geçmiş bir kadın
sarkıcı. Avaz, avaz neşe içinde bağırıyorlar. "Ben bu
yola baş koydum, ya seversin ya seversin, başka şansın yok
peşindeyim" diye. Aman tanrım bu şarkının sözlerine
bir dur diyen yok mu!!?. Birini sevme cezasına
çarptırdığını göbek atarak haykıran bu iki şarkıcı,
söyledikleri şarkının anlamını düşünüyorlar mı acaba.
Arabesk diye burun kıvırdığımız şarkıların kaçının
sözleri bundan kötü. Birinin bu sözlerle size serenat
yaptığını düşünebiliyor musunuz? "Ben bu ömrü feda
ettim, ya seversin, ya seversin!"
Eskiden bu tür şarkıları söyleyenler, alt sosyoekonomik
seviyeden gelmiş, eğitim düzeyi nispeten daha düşük, sevdi
mi Allahına kadar seven tiplerdi. Ve ekrana yan bakar,
gözlerinden de alevler çıkarırlardı. Oysa ki simdi,
bikinilerle ve oynaşma hareketleri içinde söylenecek kadar
doğal mı oldu bu? Neyi pompalıyorsunuz yurdum insanına?
Karşı tarafa sevmekten başka şans tanımayan bir zihniyeti
beslemenin kime ne faydası vardır? Aşkını kabul etmeyen,
reddeden kızı üniversitede kurşun yağmuruna tutan ruh
hastası ile, kendisini terk eden eşini eve döndüremeyince
kapısının önünde kendini yakan çılgın koca gibi, Boğaz
köprüsüne çıkıp, "Nalan'ı seviyorum bana vermiyorlar,
beni istemiyor!" diyen şovmenler gibi... Allahım bu
ülkede bunlar zaten sebil gibi. Biri, birisini sevmeye görsün,
bir anda karşı tarafın seçme sansı olmadığını ve onun da
kendisini sevmeye mecbur olduğunu düşünen hasta bir zihniyet
neden böylesi oynak şarkılarla beslenir ve damardan verilir.
"Bir ilişkinin yeter koşulu benim onu sevmem, ikimize
yetecek kadar sevgi var benim içimde" diyenler...
Sevdiğine kırmızı gülden ötesini götürmeyi
düşünemeyecek kadar hayal gücü yoksunu, klişe mahkumu olan
bu grup, aslında sevilmemeye mahkumdur. Dikkat edin bu grup
genelde terk edilir. Dibine kadar sevdikleri halde, niye terk
edildiklerine anlam veremezler. Sevmeye değer hiçbir özel ve
farklı yanlarının olmadığını anlatamazsınız onlara.
İlgi açlığı çeken gruba denk gelmekten başka kurtuluş
yolları yoktur. Ama bu durumda da genelde ortaya marazi bir
ilişki çıkar. Bir kere görüştüğü adamın yakasına
yapışıp mesajla, telefonla rahatsız eden, sapık
kızcağızlar... Seni istemiyorum diyen bir kadının
"aslında sevdiğini ama utandığını ve şartlardan
dolayı böyle konuştuğunu" düşünmek isteyen
erkekler...
Size söylüyorum..İSTENMİYORSUNUZ!!! Hele gidip de kapısında
sümdüklendikçe hiç sevilmeyeceksiniz. Oynanacak tek koz
vardır birisi sizi istemediğinde, ilişkiyi bitirdiğinde. O da
GİTMEKTİR. Beni istemeyeni ben hiç istemem deyip, başka tek
kelime etmeden gitmek. Eğer sandığınız gibi sizi seviyorsa
pişman olur aklı başına gelir ve sevilmenin eksiğini
hisseder ve geri döner. Ama sakin fazla umutlanmayın. Büyük
olasılıkla geri dönmeyecektir. Size bu olayın üstüne bir
bardak su içmek düşer. Bu yola baş falan da koymayın ne
olur. Ama terk edilme olayının üstüne, duşa girip anadan
üryan vaziyette bu şarkıyı söylemek ve yeni avınız için
dişlerinizi bireylemeniz serbest tabi.
Bir dostumun dediği gibi erkekler terk edildiğinde ya tepkisel
zampara olurlar ya da sensiz ne yaparım durumlarını
abartırlar. Ben dengeyi bulabilmişlerden yana kullanıyorum
tercihimi ve istenmediğinde efendi gibi gitmeyi bilen
sevgililere kaldırıyorum kadehimi! Allah hepimize öylelerini
kısmet etsin.