Epilepsi Nedir?

Hazırlayan:
Dr. Güzide Turanlı
Hacettepe
Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatrik Nöroloji Uzmanı
Çocuğunuzda bir ya da
birkaç kez bayılma, morarma, sıçrama, çırpınma, anlamsız
bakma, dalma veya size olağandışı gelen benzeri bir
rahatsızlık durumu olabilir ve bir süre sonra tamamen
düzelebilir. Danışman olarak önce aile büyüklerine
başvurulduğunda, sevilen toruna “hasta” damgasının
vurulmaması için ve bu geçici rahatsızlıktan çocukta gözle
görülür hiçbir iz de kalmadığından doktora gidilmesi
gereksiz görülebilir. Bu bir hatadır ve erken tanıyı
geciktirir. Çocuğunuzun doktoruna mutlaka zaman geçirmeden
başvurmalı ve gerekli tetkikleri mutlaka başlatmalısınız.
Bu yazıda çocuğunuzun özel durumunun teşhisi ve tedavisi
yoktur. Burada doktorunuza giderken daha bilgili olmanızı
sağlayacak genel bilgilere, yaşadığınız olayla ilgili
hissettiklerinize, aklınıza takılan ve doktorunuza sormayı
unuttuğunuz bazı konulara yer verilecektir.
Konu hakkında doğru bilginiz ne kadar fazla olursa çocuğunuza yardım etme imkanınız da o kadar artacaktır. Çocuğunuzun iyiliği için profesyonel yardım ve tıbbi tedavi tabi ki gerekmektedir. Ama siz, tedavideki en önemli kişilersiniz. Çünkü çocuğunuzun ileride kendine güvenen ve bağımsız bir erişkin olması için gereken sevgi ve anlayışı ona sadece sizler verebilirsiniz.
Epilepsi Nedir?
Epilepsiye yol açabilen nedenler
Epilepsi çocuğunuza sizden mi geçmiştir?
Epilepsi nöbetleri nasıldır?
Hastalığın teşhisi
Nöbet anında yapılması ve yapılmaması gerekenlere ilişkin bazı basit kurallar
Epilepsi tedavi edilmeli mi?
Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mıdır?
Epilepsi tamamen geçer mi?
Epilepsi çocuğun hayatını etkiler mi?
Dikkat edilmesi gereken hususlar var mı?
Spor yapabilir mi?
Araba kullanabilir mi?
Anne-babalara özel not
Epilepsi Nedir?
Doktorunuz çocuğunuzda
mevcut nöbet ya da nöbetlerin “epilepsi” nöbeti olduğunu
söylerse ilk sorunuz epilepsinin ne anlama geldiği olacaktır.
Bu sözcük halk arasında “sara” adıyla tanınır.
Epilepsinin ne olduğunu anlayabilmek için beyni bir bilgisayar
gibi düşünmekte yarar vardır. Beyin hücreleri de bilgisayar
parçaları gibi birbirleri ile bağlantılıdır ve haberleşmek
için küçük elektriksel uyaranlar kullanırlar. Bazen beyinde
normal olmayan bir elektriksel aktivite oluşur ve bu olay
çocuğun nöbet geçirmesine neden olur.
Bu olay belirli aralarla tekrarlanırsa o kişi de epilepsi var demektir. O halde nöbet, beynin kuvvetli ve hızlı bir elektrik akımı ile kaplanması sonucu oluşan kısa ve geçici bir durumdur, ruh ya da akıl hastalığı değildir ve bazı nadir durumlar dışında zeka geriliğine yol açmaz.
Epilepsiye yol
açabilen nedenler
Çoğunlukla epilepsinin bir
açıklamasının bulunamaz. Çocuklarda epilepsiye en sık yol
açan nedenlerişöyle özetleyebiliriz.
Doğuştan gelen hastalıklar:
Kromozom hastalıkları, yapım maddeleri ile ilgili
değişiklikler içeren metabolik hastalıklar, bazı enzim
eksiklikleri gibi doğuştan gelen nedenler.
Gebelikte bebeğin beyin
gelişimini etkileyen mikrobik hastalıklar, annenin ilaç ve
alkol alımı.
Doğum sırasında meydana
gelebilecek beyin zedelenmesi, kanaması ve beynin oksijensiz
kalması.
Doğum sonrası menenjit,
beyin iltihabı.
Kazalara bağlı beyin
zedelenmesi.
Beyin tümörleri.
Uzun süren ateşli
havaleler.
Bazen nöbetler, olaydan yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bir çok vakada da nöbetlerin nedenlerini en modern araştırma yöntemleri ile dahi bulabilmek mümkün olmayabilir.
Epilepsi çocuğunuza sizden mi geçmiştir?
Bir çocuğunuz daha olursa
onda da epilepsi gelişme ihtimali var mıdır? Her iki soruya da
verilebilecek cevap büyük oranda hayır olacaktır. Ancak hem
anne hem de babanın ailesinde epilepsi olduğuna dair bulgu, ya
da tek bir tarafta epilepsi hikayesi ile birlikte anne-baba
akrabalığı varsa ve özel bazı epilepsi türlerine sahiplerse
kalıtımın rolü olduğu söylenebilir. Bu konuda her hastanın
kendi içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yüzden bu
konuda daha fazla bilgi almak için doktorunuzla görüşmeniz
tavsiye edilir.
Epilepsi nöbetleri
nasıldır?
Elektriksel bozukluk eğer
beynin sadece bir kısmını etkilerse “parsiyel nöbet”
dediğimiz nöbet tipi oluşur. Parsiyel nöbetlerin en sık
görülen türü şuur kaybı ile birlikte olan “kompleks
parsiyel” nöbetlerdir. Kişi sersemlemiş ve şaşkın bir
haldedir, gözlerinin önünde benekler görebilir, kulakları
çınlayabilir, mide bulantısı olabilir, elbiselerini
çekiştirebilir, ellerini kollarını anlamsızca oynatır ve
yaptıklarının farkında değildir. Genellikle nöbet
geçtikten sonra da olanları hatırlamaz.
Başka bir parsiyel nöbette belli bir kas grubunu (örn: bir kolu veya yüz yarısını) kontrol eden beyin bölgesinin etkilenmesi ile olur. Nöbet esnasında sadece o kas grubu etkilenir ve kontrol edilemeyen hareketler yapmaya başlar, bu olaydan başka hiçbir kas grubu etkilenmez ve şuur kaybolmaz (basit parsiyel, fokal motor nöbetler).
Bütün beyin etkilendiğinde ise sonuç jeneralize nöbettir. Jeneralize nöbetin bir çeşidi jeneralize tonik-klonik nöbettir (grand-mal). Grand-mal nöbet geçiren bir kimse aniden şuurunu kaybeder ve yere düşer, kasları kasılır sonrada bütün vücudu sarsılmaya başlar, ağzından köpük gelebilir, dilini ısırabilir, idrar ve kakasını kaçırabilir, dudaklarında, yüzünde, ellerinde morarma olabilir. 1-5 dakika sonra çırpınma hareketi durur, arkadan bazen uyuklama veya yorgunluk dönemi başlar, bundan sonra kalkıp daha önce yaptığı işine devam eder.
Başka bir jeneralize nöbet tipi dalma (absans, petit-mal) nöbeti olarak bilinenidir. Bu nöbet o kadar kısadır ki, hissedilmeden geçebilir. Absans nöbeti geçirenler hayal kuruyormuşcasına çevrelerine birkaç saniye anlamsız gözlerle baktıktan sonra yaptıkları işlerine devam ederler. El kol hareketi yoktur, kişi kısa bir zaman için şuurunu yitirmiştir. Tedavisiz kalırsa bir gün içinde defalarca tekrarlayabilir. Bu tip nöbetler çok kısa süreli olduğundan aile tarafından pek önemsenmeyebilir veya farkedilmeyebilir.
Nöbetlerin peşpeşe gelmeleri haline “status epileptikus” denir. Hayati tehlikesi olan bu durumda hastanın acilen hastaneye kaldırılması gerekir.
Her epilepsi nöbetinde şuur kaybı olmayabilir. Bazı nöbetler de sadece uykuda görülebilir. Burada anlatılanlar en sık görülen nöbet tipleridir. Epilepsinin başka tipleri de vardır.
Hastalığın teşhisi
En ideali hastanın
nöbetini doktorun görmesidir. Ancak çoğunlukla bu mümkün
olamaz, bu nedenle doktorunuz önce nöbeti gören kişiler ve
anne-babadan nöbetin başlangıcı, sıklığı ve özellikleri
hakkında ayrıntılı bilgi alır. Ayrıca gebelik, doğum,
çocuğun gelişimi ve diğer aile bireylerinde nöbet olup
olmadığı konusunda bilgi isteyecektir. Ayrıntılı bir
nörolojik muayeneden sonra bazı laboratuvar tetkiklerine
ihtiyaç doğabilir. Bunların başında elektroensefalografi
(EEG) gelir. Bunun yanısıra beyin tomografisi (CT), manyetik
rezonans (MRI), uzun süreli EEG-video monitorizasyon ve
çeşitli biyokimyasal ve metabolik tetkikler (kanda, idrarda ve
beyin-omurilik sıvısında) gerekli olabilir. Bu tetkiklerin
hiçbirisinin hasta açısından önemli bir tehlikesi yoktur.
Aksine bu nöbetlerin nedenini bulmak, epileptik olmayan diğer
bazı nöbetlerden ayırdedebilmek için gereklidir.
Doktorunuz epilepsi teşhisini kesin bazı deliller olmadan koymaz. Uzun süreli en az 4-5 yıllık, belki de ömür boyu sürecek ciddi ve zahmetli bir tedaviyi gerektirdiğinden teşhisi koyarken çok dikkatli davranmalıdır. Bu aşamada doktor aile işbirliğinin çok büyük önemi vardır.
Nöbet anında yapılması ve yapılmaması
gerekenlere ilişkin bazı basit kurallar
Büyük bayılma şeklinde
nöbet geçirmekte olan çocuğunuza yapılacak şey onu
olabilecek zararlardan korumak ile sınırlıdır.
Sakin olun, çocuğun
yanından ayrılmayın, yardım gerekiyorsa bir başkasını bu
işle görevlendirin.
Çocuğu yere yatırın,
etrafındaki sivri maddeleri ortadan kaldırın.
Çocuğu yan döndürüp
tükrüğünün dışarı akması ve daha rahat nefes alıp
vermesi için başını hafif yana arkaya eğin.
Elbiselerini gevşetin,
şayet takıyorsa gözlüklerini çıkartın, hastanın dilini
ısırmasını engellemek amacıyla elle veya bir cisimle çeneyi
açmaya çalışmayın, ağzına hiçbir şey koymayın. Ancak
ağızdaki yiyecek maddelerinin çıkartılması yararlı olur.
Üzerine su dökmeyin, zorla
nefes aldırmaya çalışmayın, çocuğu sallayarak ya da
yüzüne vurarak, bazı maddeler koklatarak uyandırmaya
çalışmayın.
Nöbet esnasında ilaç
vermeye çalışmayın, doktorunuzun önerileri dışında kendi
kendinize nöbetin geçmesine yönelik hiçbir şey yapmayın.
Unutmayın ki nöbet
sonrasında çocuk yorgun, ne yaptığını bilmez haldedir, bu
aşamada elinizden geldiğince sakin bir şekilde teskin ederek
bu durumun düzelmesini bekleyin, güven verici olun.
Nöbetler hakkında
verebileceğiniz tüm bilgiler hem çocuğunuza, hem de
doktorunuza yardımcı olacağından dikkatli bir gözlem daha
sonra doktorunuzun sorularını cevaplamada çok işe
yarayacaktır.
Akıllıca gözlemek
akılsızca müdahele etmekten daha yararlı olacaktır.
Nöbet 10 dakikadan uzun
sürerse ya da kısa bir süre sonra tekrarlarsa doktorunuza
haber verip tavsiyelerine uyun ya da en yakın sağlık merkezine
başvurun.
Unutulmamalıdır ki
tehlikeli görünümüne rağmen epilepsi nöbeti öldürücü
değildir.
Epilepsi tedavi
edilmeli mi?
Epilepsi, mutlaka doktora
başvurulmasını ve doktorun gerekli gördüğü sürece kontrol
altında kalınmasını gerektiren bir hastalıktır. Bu
epilepsinin ömür boyu devam edeceği şeklinde
algılanmamalıdır. Epilepsinin bazı türleri hasta belli
yaşlara geldiğinde kendiliğinden tamamen düzelebilirler ve
bunlarda ilaç tedavisine gerek duyulmabilir, ancak bu kararı
doktor vermelidir. Ülkemizde maalesef epilepsi hastalığı
doktor olmayan kişiler tarafından tedavi edilmeye
çalışılmaktadır.
Nöbetlerin tekrarlaması ve
status epileptikus hali, beyinde oksijensiz kalmaya bağlı bazı
etkilere yol açabilir ve her nöbet bir sonra kinin ortaya
çıkmasını kolaylaştırabilir. Tedavisiz kalan küçük
nöbet türlerinin bir süre sonra büyük nöbetlere
dönüşmesi olasıdır ve nöbet geçirme anında hastanın
maruz kalabileceği tehlikeler vardır. Bunlar, merdivenden
düşme, kişi sokakta ise trafik kazası, suda boğulma, vb.dir.
Yukarıda sayılan tüm bu nedenlerle epilepsi mutlaka müdahale
edilmesi gereken bir durumdur.
Epilepsinin en önemli
tedavi şekli ilaç tedavisidir. Epilepside kullanılan ilaçlar
beyin hücrelerinin aşırı uyarılma durumunu baskılayarak
nöbetlerin oluşunu engeller. Epilepsi ilaçları hergün,
önerilen dozda ve saatlerde çok düzgün bir şekilde
kullanılmalıdır. Anne-babaların sık yaptıkları
yanlışlıklar; *örneğin sabah dozu unutulduğunda akşam her
iki dozun birlikte verilmesi veya *dozların çok dakik
verilebilmesi amacıyla çocuğun uyku düzeninin bozulması
gibidir. Bu uygulamalar hastaya yarar sağlamaz. İlacın
veriliş saatlerinde yapılacak 30-60 dakikalık oynamaların
zararı yoktur.
Doktorunuz çocuğun
yaşını, kilosunu, nöbet tipini göz önüne alarak ilaçları
seçmiştir. İlaçları düzenli ve doktorunuzun tarif ettiği
gibi kullanmanız çok önemlidir. Kullanılan bu ilaçların
hastalığı tamamiyle geçirmediğini, ancak nöbet gelmemesini
sağladığını ya da sayısını azalttığını bilmelisiniz.
Bu nedenle aylardır nöbet olmuyor diye ilaç miktarını
azaltmamalı ya da çocuğunuza vermekten vazgeçmemelisiniz.
İlacın ne zaman kesileceğini ya da değiştirileceğini ancak
doktorunuz bilir. Bazen kullanılan tek bir ilaç nöbeti kontrol
altına alamayabilir. O zaman doktorunuz ikinci, bazen de
üçüncü ilaç ilave edecektir. Çocuğunuzun geçirdiği
nöbetlerle ve aldığı ilaçlarla ilgili kayıt tutarak
doktorunuza yardımcı olabilirsiniz.
Epilepsi tedavisinin düzgün bir biçimde sürdürülmesi halinde de nöbetler devam edebilir. Tıbbın dev adımlarla ilerlediği dünyamızda hiçbir hekim epilepsili bir çocuğun anne-babasına tedavi ile nöbetlerin %100 kaybolacağını garanti edemez. Nitekim dünya istatistiklerine bakılacak olursa uygun tedavi şartlarında hastaların %60’ında nöbetlerin tümüyle ortadan kalktığı, %20’sinde tüm tedavi seçeneklerine rağmen nöbetlerin devam ettiği görülmektedir. Anne babanın hiç aklından çıkarmamaları gereken bir nokta, epilepsi çağdaş tıbbi tedavi yöntemleriyle yeterince kontrol altına alınamıyorsa orta çağın büyücülük yöntemleriyle hiç durdurulamaz.
Halen ilaçla tedaviye cevap vermeyen belli epilepsi türlerinde ülkemizde cerrahi tedavi olanakları geliştirilmektedir.
Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların
yan etkileri var mıdır?
Evet, hastalıkların
tedavisinde kullanılan tüm ilaçların olduğu gibi epilepsi
tedavisinde kullanılan ilaçların da (özellikle uygun
kullanılmadıkları zaman) hastada bazı yan etkileri olabilir.
Unutulmamalıdır ki doktorunuz çocuğunuzun tedavi şemasını
düzenlerken uygun gördüğü ilaçların yan etkilerini en az
düzeye indirecek şekilde belirler.
Bazı epilepsi ilaçları tedavinin başlangıcında uyku hali, sersemlik, dengesizlik, ciltte döküntüler gibi yan etkilere neden olabilir. Doktorunuz bu tür yan etkilerin görülmememesi için ilaçları küçük dozlarda kullanmaya başlayarak zaman içinde doz artırmayı tercih edecektir. Bazen de tedavinin ilerleyen yıllarında iştah artışı, şişmanlama, saç dökülmesi, diş etlerinde kabarma, aşırı hareketlilik, kıllanma vb. gibi yan etkiler görülebilir. Doktorunuz, kullanılan ilacın çocuğunuzda yarattığı yan etkileri ve onun epileptik nöbetler üzerindeki etkisini yakından ve bilinçli olarak izleyen kişi olduğundan uygun aralıklarla muayene ve gerekli laboratuvar tetkikleri ile çocuğunuzu koruyacak önlemleri alacaktır. Bu durum "komşu çocuğuna iyi gelen ilacın" sizin çocuğunuz için kullanılmaması gerekliliğini anlatan en önemli sebeplerden biridir.
Epilepsi tamamen
geçer mi?
Bu soruya kesin bir cevap
vermek imkansızdır. Çoğu vakada bu durum ergenlik çağına
gelindiğinde geçebilir. Diğer vakalarda ise nöbetler maalesef
hayat boyu sürer. Her bir birey için gelecekteki durumu
şimdiden tahmin etmek mümkün değildir. Eğer çocuğunuzda
nöbetler arka arkaya 2-4 yıl görülmezse, doktorunuz
yapacağı genel bir durum değerlendirilmesinden sonra vereceği
kararla ilacı 6-8 ay gibi uzun bir sürede kesebilir. Böylece
olayın tekrarlanıp tekrarlanmayacağı beklenebilir. Nöbetler
tekrarlamayabilir, ancak tekrarladıkları takdirde yeniden ilaç
tedavisine geçilecektir.
Epilepsi çocuğun hayatını etkiler mi?
Epilepsi kesinlikle
utanılacak bir hastalık olmadığından çocuğunuzla çok sık
görüşen ya da birlikte vakit geçiren insanların durumu
bilmelerinde hiç bir sakınca yoktur. Önemli olan çocuğunuzun
epileptik olması dışında hiçbir farkın bulunmadığının
bilinmesidir. Çocuğunuzun sorumluluğunu sizlerle birlikte
paylaşan öğretmeni, okul hemşiresi, servis sürücüsü,
antrenörü vb. gibi büyüklerin ve çok yakın bazı
arkadaşlarının da epilepsi konusunda hiç olmazsa genel bir
bilgiye sahip olmaları gerekir. Ne olup bittiğini bilmeyen
kişiler böyle bir nöbeti seyretmekle korkabilir ve
çocuğunuza yardım edemeyebilirler.
Öncelikle vurgulanması gereken
nokta epilepsinin ruh ve akıl hastalığı ile hiçbir ilgisi
olmadığıdır. Epilepsili çocukların çoğu normal zekaya
sahiptir. Bazıları okulda ortalamanın üzerine bile
çıkarlar. Epilepsinin ağır beyin hasarı ile birlikte olduğu
bazı durumlarda (%20) zihinsel gelişme bozulabilir.
Epilepsinin çocuğunuzun
hayatını bazı konularda etkileyeceğini kabul etmelisiniz.
Pilot olamaz, yükseklerde çalışamaz ama üniversite dahil
olmak üzere istediği okula gidebilir. Doktor, avukat, iş
adamı, profesyonel sporcu, balerin, fizikçi olmaması için
hiçbir neden yoktur. Epileptik insanlar evlenebilir, çocuk
sahibi olabilir ve normal bir hayat yaşayabilir. Gerçekten
çocuğunuzun yapamayacağı çok az şey vardır.
Dünyanın tarihi gidişini değiştiren nice ünlü insan epileptikti. Örneğin Julius Sezar, Büyük İskender, Napoleon Bonaparte gibi generallerin bu tür kişilerden olduğuna inanırmıydınız? Bu kişiler o dönemde günümüzün tıbbi bilgilerine sahip olunmamasına rağmen pek çok iş başarmışlardır. Ayrıca Dostoyevski, Gustave Flaubert ve Dante gibi büyük yazarlar, adına ödüller verilen Alfred Nobel, Tchaikovsky, Van Gogh, Buddha ve St. Paul de epileptikti.
Dikkat edilmesi gereken hususlar var mı?
Epilepsili çocuğunuzun da
herkes gibi dengeli beslenmeye gereksinimi vardır.
Hastalığından dolayı fazladan vitamin ve mineraller almasına
gerek yoktur. Kolalı ve alkollü içecekler, çikolata, boyalı
şekerlemeler, çay, kahve aşırı miktarda alınmamalıdır.
Işığa duyarlı epilepsi türlerinde çocukların çok yakın
mesafeden karanlık odada televizyon seyretmesi, bilgisayar
oyunları ile uzun süreli oynaması engellenmelidir. Diğer
epilepsi türlerinde böyle bir kısıtlamaya gerek yoktur.
Ayrıca aşırı uykusuzluk, ateşli hastalıklar, güneş
altında uzun süre kalmak, uzun süren açlık ve kafaya
gelebilecek darbeler gibi bazı durumlar nöbetin ortaya
çıkmasını kolaylaştırabilir. Bunlardan kaçınılmalıdır.
Spor yapabilir mi?
Çocuğunuzun pozitif
tarafının belirgin olmasına gayret ediniz. Her insanın bir
kuvvetli tarafı vardır. Çocuğunuzun o tarafını
geliştirirseniz kendine güveni artar. Sporda, müzikte, resim
çizmede ve benzer konularda yeteneği varsa, özendirilmelidir.
Hastalığı bahane ederek, çocuğunuzun yapabileceği sporları
ve işleri ihmal etmesine müsade etmeyiniz. Düzenli fizik
faaliyet herkes için yararlıdır. Gerçekten de epilepsili
hastalar spor faaliyetlerine katıldıkları zaman kendilerini
daha iyi hissettiklerini ve daha az sayıda nöbet
geçirdiklerini söylemektedir. Spor faaliyetlerine katılmakla
sağlanan faydanın, yine aynı nedenle ortaya çıkabilecek
tehlikelerden kat kat üstün olduğu açıktır.
Tehlike herkesin hayatında şu
veya bu zamanda mevcuttur. Bu tehlike epilepsi hastasında zaman
zaman sıradan bir hastanınkinden daha fazla olabilir ama,
hastanın normal hayattaki faaliyetlere katılmasıyla
sağlanacak fayda bu tehlikenin göze alınmasına yol açacak
kadar fazladır. Özellikle çocuklarda olmak üzere hastanın
diğer insanlarla karşılıklı ilişkiler kurması ve onların
yaptıklarını yapması, onun diğerlerine ihtiyacı olmayan,
üretken bir büyük olması yolunda atılacak çok önemli bir
adımdır. Nöbetleri kontrol altındaki çocuklar gerekli,
mantıklı önlemler alındığı takdirde spor yapabilirler.
Aletli jimnastik, ağır fiziksel efora yol açan aktiviteler ve
sık kafa darbelerine açık olan sporlar epilepsisi olan
çocuklarda tercih edilmemelidir. Bisiklete trafiğin yoğun
olmadığı alanlarda, mutlaka kask takarak binmelidir. Yüzme ve
sörf türü sporlar ancak çocuğun durumunu bilen bir
erişkinin gözetiminde yapılmalıdır. Tenis ve futbol,
tramplen atlamadan daha güvenli sporlardır.
Araba kullanabilir mi?
Epilepsililerin trafik
kazası yapma ihtimali az da olsa diğer normal sürücülerden
fazladır. Ancak bu risk diabet gibi kronik hastalığı
olanlardan daha fazla değildir. Amerika’da yapılan bir
çalışmaya göre epilepsili sürücülerin sebep olduğu trafik
kazalarının %27 sinin nöbetlerden ileri geldiği, geri kalan
kazaların ise alkol ve uyuşturucu kullanımına bağlı olduğu
belirlenmiştir. Çocuğunuzun nöbetleri en az 2 yıldır (bu
süre ülkelere göre değişmektedir) kontrol altında ise
doktorunuzdan alacağınız izin ile (18 yaşını bitirmişse ve
ehliyeti varsa) araba kullanmasında sakınca yoktur.
Anne-babalara özel
not
Çocuğunuzun durumunu
değerlendirmede gerçekçi olmaya gayret ediniz. Çocuğunuza
karşı anlayışlı olunuz. Çocuğun kendisini epileptik değil
de epilepsisi olan (diabeti, hipertansiyonu, tüberkülozu olan
vb.) bir kişi olarak görmesini sağlayınız.
Genellikle pek çok epilepsili çocuğu davranış ve kişilik açısından diğer çocuklardan ayırt etmek mümkün değildir. Epilepsi nöbetleri genellikle dış faktörlerden etkilenmezler ve ansızın ortaya çıkarlar. Çocuğun üzülmesi, isteğinin yerine getirilmemesi, iştahsızlık, çok terleme veya terli halde su içme gibi durumlar nöbetlerin oluşmasında rol oynamazlar. Bu nedenle anne-babanın kendilerini suçlamalarına ve aşırı koruyucu ve kollayıcı davranmalarına gerek yoktur. Bu tutum çocuktaki girişimciliği önler ve aşırı korunan bir çocuk toplum içinde anne-babası gibi koruyucular bulamayacağı için geçimsiz bir erişkin olmaya adaydır. Aşırı koruma epileptik çocuk için olduğu kadar, kardeşleri tarafından kıskanılmasına yol açacağından aile içi sorunlar da yaratacaktır. Epileptik çocuğunuza ilginiz, diğer çocuklarınıza olan ilginizden az veya çok olmamalıdır. Ona özel muamele yapmayın. Sevginizi, disiplin anlayışınızı, dikkat ve ihtimamınızı eşit bölüştürün. Birine bir sorumluluk verdiğiniz zaman, diğerlerine de ona benzer bir sorumluluk verin. Şüphesiz bu sorumluluklar yaşlarına ve yeteneklerine uygun olmalıdır. Epilepsisi olan çocuğunuza gereğinden fazla ilgi göstermeye gerek yoktur. Ailenin tüm fertleri bu durumu olgunlukla ve tebessümle karşılamalıdır. Çünkü koşulacak mesafe uzundur.
Çocuğunuz için her şeyin mükemmel olmasını isteyen sizler için epilepsi tanısı önceleri bu rüyanızı yıkan kabus gibidir. Çoğu anne-baba gibi siz de kendi kendinize “Neden benim çocuğumun epilepsisi var?” diye soruyor, bazen kızgınlık, bazen korku, bazen de suçluluk duyuyorsunuzdur. Bunları hissetmeniz gayet doğaldır. Hislerinizi yenmeye çalışmanız çocuğunuza yardım etmenizi kolaylaştıracak ve ailenin beraberce olgunlaşmasını ve yakınlaşmasını sağlayacaktır. Anne baba hislerini kendi aralarında açıkca konuşmalı ve gerekirse doktorundan yardım istemelidir.
Çocuğunuza karşı karşıya kaldığı sorunu anlatırken yaşını dikkate alın. Çocuğunuz nöbetlere yol açan bir hastalığı olduğunu bilmelidir. Olayın nedenlerini anlayabileceği kadar anlatın. Üç-dört yaşlarındaki çocuklar bile beynin vücudumuzun merkezi olduğunu ve değişik organlarımıza yapılmasını istediği şeyler hakkında emirler gönderdiğini anlayabilirler. Ancak bazen beynin gönderdiği acayip emre vücudumuz uymak istemese bile itaat etmek zorundadır. İşte kasılmaların nedeni budur. Ancak çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun sorunun hem bugün hem de yarın geçmeyeceğini öğrendiği zaman hissedeceği olumsuz duygulara karşı onu rahatlatmak zorundasınız. Size "Neden ben?" diye soracaktır. Sizin olayı kabullenmedeki beceriniz, gerek kendi gerekse çocuğunuzun hislerini kontrol edebilmeniz, çocuğunuzun söz konusu duruma karşı reaksiyonunu çok etkiler. Bu aşamada kendisi gibi krizleri olan bir çocukla buluşturmanın kendisine güvenini artırması açısından büyük yararı olacaktır. Bir kez daha vurgulayalım: kızmak, suçluluk hissetmek veya gelecekten korkmak gayet doğaldır. Her sorununuzu doktorunuzla görüşünüz.
Epilepsi bir derttir, ancak
dünyanın sonu demek değildir. Siz çocuğunuzdaki epilepsiyi
yok saymaz, bundan ürkmez, bu durumu mutluluğunuzu alt üst
eden bir felaket olarak görmezseniz çocuğunuzun ruhsal ve
fiziksel sağlığı açısından gerekli temel koşulları
oluşturabilirsiniz. Ancak bu koşullarda doktorunuz bilgi ve
becerisini başarılı olarak uygulayabilir. Tıbbi durumunuzu
konuşacağınız tek kişi doktorunuz olmalıdır. Her şeyi tek
başınıza çözmeye çalışmak sizin için zor olacaktır.
Böyle davranmak zorunda değilsiniz. Çevrenizde dostlarınız
var. Ayrıca unutmayınız ki her çocuk gelecekte, toplum
içinde kendi yerini alacaktır. Ona sorunu ile barışık
yaşamayı öğretebilirseniz, topluma mutlu ve başarılı bir
insan kazandırmış olursunuz.
Anasayfa-
Kadın sağlığı - Cinsellik
- Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt
sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
Copyright
1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.